Anasayfa / Sinema / Film / Interstellar Filmi Detaylı İnceleme

Interstellar Filmi Detaylı İnceleme

Jonathan Nolan’ın elinden çıkmış muhteşem bir hikaye, dahi yönetmen Christopher Nolan’ın yaratıcı hayal gücüne bırakılınca ortaya diğer bilim kurgu filmlerini kıskandıracak nitelikte bir başyapıt çıkıyor. The Prestige, Inception, Memento gibi filmlerinden nasıl bir zekaya sahip olduğunu tam olarak kestiremediğimiz Nolan, sanatla bilimi buluşturduğu Interstellar ile bu sefer gizem ve dram dolu bir uzay filmine ekipmanlarını çeviriyor. 2014’te vizyona giren film, konusunu yakın gelecekte yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan dünyadan ötürü bir grup astronotun yaşanılabilir gezegenler bulmaya çalışması ve bu doğrultuda çiftçilik yaparak geçinen eski bilimadamı Cooper’ın zorlu bir karar vermesiyle gerçekleşen olaylardan alırken bu tarz bir uzay filminin Christopher Nolan’ın çocukluk hayali olmasını öğrenmekle beraber Interstellar ile kendisinin bu hayalini müthiş bir şekilde gerçekleştirdiğine hep birlikte şahit oluyoruz.

interstaller filmi inceleme

Not: Yazının bu kısımdan sonrası spoiler içermektedir.

Bilim Ve Gizem Dolu Konusu

Yakın gelecekte dünya artık yaşanması oldukça zor bir yer olurken insanlar kıtlık ve iklim değişikliği sebebiyle kalan tohumlardan tarım yapıp hayatta kalmaya çalışıyor. Eski Nasa pilotu Cooper ise iki çocuğu ve babası ile mısır yetiştirerek geçimini sağlayan biri. Cooper’ın kızı Murphy oldukça zeki ve bilime meraklı bir çocukken odasındaki bir hayaletin ona kitaplığındaki kitapları devirerek sürekli bir şeyler anlatmaya çalıştığını söylemesine ilk başlarda pek anlam veremeyip filmin şaşırtıcı sonuna kadar hayaletin ne olduğunu bilmiyoruz.

Bir yandan gizli çalışmalar yürüten NASA, yaşanılabilir gezegenler keşfedince ‘Lazarus’ adlı bir proje başlatıp eski bilimadamı olan Cooper’a da bu projede çalışmasını teklif ediyor. Zor bi kararla karşı karşıya kalan Cooper, çocuklarına ve diğer insanlara güvenli bir gelecek bırakmak için çocukları babasına teslim edip bu pilotluk macerasına atılıyor. Filmin bu kısmından sonrasında sanat yerini bilime bırakıyor. Filmin bilim danışmanı olan astrofizikçi Kip Thorne yardımıyla da solucan delikleri, izafiyet teorisi, zaman bükülmesi,paralel evrenler gibi kavramlarla dolu anlaşılması zor bir bölüme geçiyoruz. Cooper’ın da içinde bulunduğu astronot grubunun keşfetmeye çalıştığı gezegenlere Nolan’ın yaratıcı hayal gücü ile şahit olurken filmin en can alıcı kısmı ise Cooper’ın karadeliklere geçiş yapıp boyut değiştirmesi ve paralel evrenden çoktan büyümüş olan kızına bu uzay projesi hakkında mesaj yollaması oluyor. Kızının küçükken hayalet dediği kişinin aslında gelecekteki babası olduğunu öğrenirken dev bir paradoksun içinde buluyoruz kendimizi. Biz 4.boyutta zaman kavramındaki yerimizi değiştiremezken Cooper karadelikler vasıtası ile 5.boyuta geçip geçmişe mesaj yollayabiliyor, geçmişe yolladığı mesaj sayesiyle de geleceği yönlendirmiş oluyor. Kafamız karışık bir şekilde bu paradoksu çözmeye çalışırken izafiyet teorisi de devreye girince gram yaşlanmayan Cooper’ın ihtiyar kızıyla buluşma anına şahit olup ‘kim demiş kızın yaşı babasından büyük olamaz’ diyerek lisedeki yaş problemlerine de yeni bir bakış açısı getiriyoruz.

interstaller filmi inceleme

Dramatik Açıdan Film

Interstellar’ın salt bir bilimkurgu filmi olması önündeki en önemli engel ise filmde evrenin bilinmezliği gerçeğinin baba ve kızı arasındaki ilişki üzerinden anlatılıyor olması. Murphy küçük bir kız iken babasının bu uzay projesi için kendisini bırakmak zorunda oluşu özlem ve kırgınlık oluştururken, Cooper’ın kızına mesaj yollamasıyla umut ve sevgi kavramları üzerinden devam edilmesi filmi dramatik bir hale büründürüyor. Hans Zimmer’ın müzikleriyle de bu dramatikliğe kendimizi daha çok kaptırdığımız filmde, asla yaşamayacağımız duygularla bile empati kurabilirken bir babanın uzay projesi için kızını bırakıyor olma ve geri döndüğünde zaman sorunu yüzünden onu kendisinden çok daha yaşlı bir şekilde bulma hikayesi Nolan’ın elinde yoğrulunca bu tür alışık olmayan duyguları gerçekçi bir şekilde hissedebiliyoruz.

Interstellar filmi detaylı inceleme

Interstellar Ve Bilim

Her ne kadar astrofizikçi Kip Thorne ile çalışılmış olsa da filmin Christopher Nolan’ın hayal gücüne bırakılmış olması bazı çelişkili ve abartılı sahnelere sebep olup bilimsel eleştirileri göze almış oluyor. Keşfedilen gezegenlerin kurgusundaki absürtlükler, yakın gelecekte karadeliklere bu kadar rahat gidilebilmesinin imkansızlığı ve filmin içindeki dev paradoksu göz önünde bulundurursak bilimsel açıdan kusursuz bir film olduğunu söylemek imkansız. Ancak filmin bir National Geographic belgeseli olmadığını da düşünürsek bu tarz eleştirilerin biraz yersiz olduğunu anlayabiliyoruz. Kaldı ki karadeliklerin içine girince ne olacağını görelilik kuramıyla gösteren ilk film olması Interstellar’ın bazı bilim camiaları tarafından da alkışlanıp sinema sektöründeki yerini daha da sağlamlaştırıyor.

Filmdeki güzel ayrıntılardan biri ise kızın isminin Murphy olmasının hiç de tesadüf olmadığı ve Murphy Kanunlarının filmle bağdaştırılmış olması. Bu tarz ayrıntılarla felsefik ve bilimsel unsurların (her ne kadar eleştiri alsa da) dram ve bilimkurgu türüyle birleştirilip gizem dolu bi uzay filmi çıkarılması Interstellar’ın bir başyapıt olmasına yeter de artıyor.

interstaller filmi inceleme

Değerlendirme

Oyuncu kadrosunda Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain ve Michael Caine’yi görürken çok şükür bu sefer Nolan, Christian Bale gibi klasik oyuncularını oynatmamış, değişiklik yapmış diyoruz. Filmde ön plana çıkan her ne kadar oyunculuk değil de kurgu ve görsellik olsa da oyuncu seçimini de gayet yerinde buluyoruz. Süresinin uzun olması izleyiciyi en başta korkutsa da yönetmenin Christopher Nolan olması ‘film ne kadar kötü olabilir ki’ dedirtiyor. Konunun orjinalliği ve gizem dolu kurgusu filmdeki bazı bilimsel tutarsızlıkları görmezlikten gelmemize yeterken, kullanılan Hans Zimmer müzikleri ile de yaşatılan atmosfer bu alışılmışın dışındaki uzay filmini hayranlıkla izlememize sebep oluyor. Yönetmene gelecek olursak; inanç,umut, sevgi ve baba-kız ilişkisinin gizem dolu bir bilimkurgu ile birleştirilmesi ve tüm eleştirileri de göze alıp cesaret gerektiren bütçede bir uzay filminin ortaya konması… Zaten Christopher Nolan’ın da bunun altından hakkıyla kalkabilecek nadir isimlerden biri olduğunu düşünüyoruz.

Yazar: Merve Taman

Bahçeşehir Üniversitesinde psikoloji bölümünü okuyor. Piyanoya karşı birtakım duygular beslemesinin yanısıra sanat ve film sektörüyle de ciddi düşünüyor.

Buna Da Göz At

İzlerken Duygu Seline Kapılacağınız En İyi Dram Filmleri

Çarpıcı hayat hikayeleri dram ve duygu dolu atmosferle birleşince izleyiciyi derinden etkileyen enfes yapımlar ortaya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir