Anasayfa / Sinema / Film / Van Gogh Filmlerine Genel Bakış

Van Gogh Filmlerine Genel Bakış

İkonik sanatçıları beyaz perdede görmek her sinemasever için ilgi çekicidir. Bu fikrin somut bir tezahürü olan Van Gogh filmleri, sinemayı farklı amaçlarla tüketen iki farklı kitleyi ortak paydada buluşturuyor. Bu nedenle üzerinde konuşmaya değer bir etkisi olan Van Gogh filmlerinin taşıdığı misyona ve izleyicide bıraktığı etkilere detaylıca değineceğiz.

Zamanında büyük sansanayonlara neden olan birçok sanatçının filmlerdeki yansımalarına tanık olduk. Ancak Van Gogh’un bu isimler içerisinde sarsılmaz bir yeri olduğu konusunda mutabık olabiliriz. Bu durum, filmlere konu olan ressamlar arasında bir kıymet mukayesesi yaparak belirlenmiyor. Van Gogh’u beyaz perdede birden çok kez görmemizin en büyük nedeni, buhranlı ressam Vincent’ın hayatının sinema metamatiğine uygun çatışmalara sahip olması. Bu sayede, bahsi geçen biyografi çok daha kolay bir şekilde sinema diline adapte edilerek beyaz perdeye taşınabiliyor. Aynı zamanda hayat hikayesinin yüksek tansiyonlu olaylara ve dramalara sahip olması, farklı dönemlerde farklı yönetmen ve yazarlar tarafından filme uyarlanmasına neden oluyor.

Van Gogh filmlerine her şeyden önce sanatçıyı daha çok kişiye tanıtma görevini üstlendiği için olumlu düşüncelerle yaklaşmalıyız. Ancak film sonunda elde ettiğimiz deneyimin yararlı olup olmadığı veya gerçeğe yakınlığı her film özelinde ayrıca incelenmeli.

Van Gogh: At Eternity’s Gate

At Eternity’s Gate

Yakın zamanda vizyona giren Van Gogh: At Eternity’s Gate, başrolünde usta oyuncu Willem Dafoe’nun yer aldığı Van Gogh filmlerinden biri. Yönetmen koltuğunda oturan Julian Schnabel, filmde belirli bir hikâye aksını takip etmek yerine karakteristik bir atmosfer yaratmayı tercih etmiş. Bu karar, Vincent’ın iç dünyasına ve buhranlarına çok daha yakından tanıklık etmemizi sağlıyor. Ancak filmin tam olarak bir omurgaya oturmaması, süreklilik ve tutarlılık gibi kavramlardan feragat etmemize neden oluyor. Filmin oyuncu kadrosunda Mads Mikkelsen ve Oscar Isaac gibi oyuncular da var. Genel hatlarıyla At Eternity’s Gate, filmde atmosfer satın alanlar ve deneysel kamera açılarıyla tanışmak isteyenler için oldukça başarılı bir örnek.

At Eternity’s Gate’in diğer Van Gogh filmlerinden farklı olarak yaptığı bir diğer tercih, bugünün kaynaklarıyla Van Gogh’un hayatına dair şaibeli olan her konuda kesin bir yargıya varması. Vincent Van Gogh’un hayatının en tartışmalı noktalarından biri olan ölümü, çoğu kaynakta intihar olarak yansıtılırken filmde bir kaza kurşunu olarak işlenmiş. Bu derece deneysel kararların alındığı filmde kaza/intihar ikileminde keskin bir taraf tutulmasaydı içerik ve üslup daha uyumlu olabilirdi.

Loving Vincent

Loving Vincent

Bir diğer Van Gogh filmi ise 2017 yılında vizyona giren Loving Vincent. Loving Vincent, vizyona girdiği yıl birçok animasyon ödülüne aday gösterilen, oldukça yenilikçi bir animasyon filmi. Vincent Van Gogh’un hayatını çizimlerle anlatmak, ortaya koyduğu işten bağımsız olarak son derece etkileyici ve heyecan verici. Uzun yıllar, sayısı 85’e varan ressamın yardımıyla büyük bir titizlik içerisinde hazırlanan film kuru kuru bir biyografi değil, en ilgisizini bile Van Gogh’un eserlerine aşina yapan bir seçki. Kesik kulak hikâyesini onlarca farklı kaynaktan defalarca dinleyip bıkanlar için görsel bir şölen niteliğinde olan eserin biyografi filmlerine yeni bir soluk getirdiği rahatlıkla söylenebilir.

Yume

Yakın dönemden çok da uzaklaşmadan bahsedebileceğimiz son Van Gogh hikâyesi, efsane Japon yönetmen Akira Kurosava tarafından işlendi. Nispeten daha eski bir film olan Yume, esasında yalnızca bir Van Gogh öyküsü değil. Kurosava’nın en iddialı işlerinden biri olan filmde, 8 farklı hikâye, 8 farklı kısa film olarak işleniyor. Bu alışılmadık sistem, etkileyici bir anlatım ve başarılı oyunculuklar ile günün sonunda iyi bir filme dönüşüyor.

Van Gogh, bu hikâyelerden yalnızca biri. Film içerisinde kendisine küçük bir yer bulan Van Gogh hikâyesinin bu kadar etkileyici olmasını sağlayan şey şüphesiz, Martin Scorsese’in Vincent performansı. Kısa ve güçlü bir anlatım isteyenler, 1990 yılında çekilen bu başarılı filmi izleyerek Van Gogh’a dair tatmin edici bilgiler edinebilirsiniz.

Yazar: Elif İşleyen

1999, İstanbul doğumlu. Halihazırda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde mimarlık okuyor ama okuduğundan daha uzun süredir yazıyor. Bir süredir sinema sektörüyle hemhâl.

Buna Da Göz At

En Sevilen Marvel Karakterleri

Marvel Sinematik Evreni’nin En Sevilen Karakterleri

Marvel yıllardır süper kahramanların hikayelerini başarıyla beyaz perdeye taşıyor. 2008’de Iron Man ile başlayıp bu yıl Avengers: Endgame ile sona eren …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir